Türkiye Cumhuriyeti

Köstence Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Romanya-Türkiye Diplomatik İlişkileri (1923-1938 dönemi) başlıklı kitabın tanıtım töreni münasebetiyle yapılan konuşma., 19.12.2011

Romanya ile Türkiye aynı coğrafyanın yanısıra, ortak bir tarihi ve kültürü de paylaşmaktadır.
Bugün Türkiye, dost ve müttefiki Romanya ile diplomatik ilişkilerinde 130 yıldan uzun süreyi geride bırakmıştır. Gelinen noktada, iki ülke arasında her düzeyde çok iyi seviyede seyreden siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel ilişkiler mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihi olan 29 Ekim 1923’ten çok daha eskiye uzanan Türkiye-Romanya ilişkilerinin Atatürk dönemindeki seyri, iki ülke arasındaki günümüz ilişkilerine dair önemli ipuçları vermektedir.

1923-1938 yıllarını kapsayan Atatürk dönemi dış politikasının temelinde bağımsız ve egemen Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanıtılması bulunmaktadır. Bu dönem içeride de, sosyal, ekonomik ve politik alanda kapsamlı ve köklü reformları içeren bir toplumsal dönüşüm sürecinin başlangıcını temsil etmektedir. Atatürk dönemi dış politikasının en önemli unsuru hiç şüphesiz “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesidir. Atatürk dönemi Türkiye-Romanya ilişkilerinde bu ilkenin Balkan coğrafyasındaki uygulamasını Balkan Paktı oluşturmaktadır. 1934 yılında Balkan ülkeleri arasında imzalanan Paktın daha 1925’li yıllarda Türk-Romen devlet adamlarının karşılıklı ziyaretlerinde gündeme geldiği bilinmektedir. Balkan bölgesinde barışın tesisi bakımından ilk gerçek bölgesel girişim niteliğindeki Pakt, Batı ülkeleri tarafından “siyasi ve diplomatik başarı” olarak nitelenen önemli bir belgedir. Paktın hemen öncesinde, 1933 yılında, dönemin Dışişleri Bakanları Nicolae Titulescu ve Tevfik Rüştü Aras tarafından imzalanan Türkiye-Romanya Dostluk Antlaşması’nın da bu barış belgesine zemin teşkil ettiği söylenebilir.

Atatürk dönemi Türkiye-Romanya ilişkilerinin Romanya’nın değerli akademisyen ve diplomatlarının işbirliğiyle oluşturulan bu çalışmayla ele alınmasından ve Romen halkına aktarılmasından büyük memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Diplomatik belgelerle desteklenmiş sözkonusu çalışmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesi olarak kabul edilen Lozan Antlaşması’na Romen Hükümeti’nin dostça yaklaşımını, Romen diplomatların yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’yle ilgili kapsamlı tespitlerini, Romanya tarafından Türkiye’nin Balkan coğrafyasında gerek Boğazlar konusunda gerek Balkan Paktı çerçevesinde barış ve denge garantisi olarak algılandığını memnuniyetle gözlemledim. Türkiye Cumhuriyeti ile Romanya arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tesisinin hemen ardından 9 Mayıs 1924 tarihinde faaliyete geçen Köstence Başkonsolosluğunu temsilen bu kitap tanıtımında bulunmaktan ayrıca mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum.

Türkiye ile Romanya arasında Atatürk döneminden bu yana her yıl yoğun olarak farklı düzeylerde yapılan ziyaretler, imzalanan anlaşmalar ve protokoller mevcuttur. Türkiye-Romanya ilişkilerinin bu ziyaret ve belgelerle şekillenen resmi temelinin ötesinde farklı bir boyutu bulunmaktadır. Romanya’da asırlardır yerleşik olan Türk-Tatar soydaşlarımız iki ülke arasındaki köklü ilişkilere ayrı bir boyut katmaktadır. Bu vesileyle, Romanya’da dost Romen halkının yanısıra, bu topluma entegre olmuş Türk-Tatar soydaşlarımızla çok yakın bir işbirliği sürdürmekten duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.

Türkiye-Romanya ilişkileri konusunda önemli bir kaynak niteliğini haiz olduğunu düşündüğüm bu kitaba emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyor, üzerinde çalışıldığını öğrendiğim gelecek ciltlerinin de en kısa zamanda sosyal bilimler alanına kazandırılmasını temenni ediyorum.