Türkiye Cumhuriyeti

Köstence Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

"II. Uluslararası Ahmet Yesevi'den Günümüze İnsanlığa Yön Veren Türk Büyükleri Sempozyumu" Açılış Konuşması , 06.09.2011

Öncelikle böylesine değerli bir akademisyen ve dinleyici topluluğuna hitap etmeye davet edilmiş olmanın benim için bir onur kaynağı olduğunu ifade etmek istiyorum. Tabii bu durumun bir de sakıncası bulunmaktadır. Burada hazır bulunan tüm uzman akademisyenlerin benden çok daha iyi bildikleri bir konuda konuşma yapmak oldukça riskli bir girişimdir.

“II. Uluslar arası Ahmet Yesevi’den Günümüze İnsanlığa Yön Veren Türk Büyükleri Sempozyumu”nun BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından doğumunun 400. yılına atfen Evliya Çelebi yılı ilan edilen 2011 yılında, Evliya Çelebi’nin gezdiği ve seyahatnamesine konu olan Dobruca’da düzenlenmesi çok anlamlı ve yerinde bir girişimdir.

Sadece UNESCO değil, Avrupa Konseyi de Evliya Çelebi’yi “21. Yüzyılda insanlığa yön veren en önemli 20 kişiden biri” olarak ilan etmiştir.

17. yüzyılın ünlü gezgini Evliya Çelebi hayatının 51 yılını dünyanın çeşitli bölgelerinde at sırtında dolaşarak geçirmiştir. Evliya Çelebi gezdiği yerlerin kültür, dil, gelenek ve göreneklerine ilişkin önemli bilgileri 10 ciltlik Seyahatnamesinde bir araya getirerek 17. yüzyıla ışık tutmuştur. Seyahatnamesi kültür, sanat ve sosyolojik inceleme açılarından büyük bir hazine olarak görülmektedir.

Sempozyum kapsamında Evliya Çelebi’nin yanı sıra konu edilen Anadolu’nun önemli inanç önderlerinden ve Dobruca bölgesine İslamı tanıtan Sarı Saltuk’un mezarının Romanya’da (Babadağ) bulunduğu kabul edilmektedir. Seyyah Evliya Çelebi, gezdiği ülkeler arasında bulunan Romanya’da Sarı Saltuk’un mezarını ziyaret etmiş ve Seyahatname’de Sarı Saltuk’a ilişkin bilgiler vermiştir.

Anadolu’da Türkçe şiirin öncüsü halk şairi ve büyük Türk düşünürü Yunus Emre Türk tasavvuf düşüncesinin 13. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden olup, Sarı Saltuk’un bağlı bulunduğu düşüncenin temsilcileri arasında sayılmaktadır. 12. Yüzyıl Türk mutasavvıflarından Ahmet Yesevi’nin de Yunus Emre ve Mevlana’nın düşünce hayatını etkilediği bilinmektedir. Anadolu Türk kültür ve tarihinin önemli temsilcilerinden Yunus Emre ve Mevlana’ya Sarı Saltuk’un yaşamını efsanelerle iç içe işleyen Saltukname’de yer verilmektedir.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e de 20. yüzyılın yetiştirdiği en büyük lider olarak sempozyum programında yer verilmektedir.

Çok geniş katılımlı ve kapsamlı bir programı olan bu sempozyumun en az iki nedenle son derece yararlı bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki, sempozyumun ülkemizle dost ve müttefik Romanya arasındaki akademik ve kültürel işbirliğine yaptığı olumlu katkıdır. Akademisyenler arasında bu tür toplantılar yoluyla kurulan bağlar, ülkelerimiz arasında canlı olan karşılıklı etkileşimi daha da geliştiren unsurlardır.

Sempozyumun ikinci önemli somut yararı ise kültürlerarası diyalog ve hoşgörünün güçlenmesine yaptığı katkıdır. Malumunuz olduğu üzere son dönemde uluslararası toplumda belirgin bir ayrışma ve dışlama eğilimi göze çarpmaktadır. Bunun çeşitli örneklerini özellikle Batı Avrupa toplumlarında sık sık görmekteyiz. Toplumların en eğitimli ve donanımlı kesimini oluşturan akademisyenler arasındaki bu tür temasların toplumların birbirlerini daha iyi tanıma ve anlamalarına katkıda bulunduğu bir gerçektir.

Türkiye ve İspanya’nın girişimiyle 2005 yılında başlatılan BM projesi Medeniyetler İttifakı, farklı kültürler ve bölgelere mensup milletler ve topluluklar arasında anlayışı ve işbirliğine dayalı ilişkileri geliştirmeyi hedeflemektedir. Medeniyetler İttifakı projesi, Evliya Çelebi, Mevlana, Sarı Saltuk ve Yunus Emre gibi önemli Türk düşünürlerinin düşünce hayatına yön veren barış, hoşgörü ve işbirliği anlayışına dayanmaktadır. Türkiye ve İspanya Başbakanları tarafından başlatılan bu girişim, az önce sözünü ettiğim ayrışma ve dışlama eğilimini ortadan kaldırma ve bunun yerine `çeşitlilik yoluyla birlik`(unitas in diversitate) ilkesinin ve bireylerin temel tercihlerine saygı gösterilmesi esasına dayanan hoşgörü kültürünün ikame edilmesini hedeflemektedir.

Bu anlayışla, sempozyumu düzenleyen T.C. Türk Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu ve Romanya Demokrat Türk Birliğine bu yararlı girişimden dolayı teşekkür ediyor, sempozyumun başarılı sonuçlar vermesi dileğiyle tüm katılımcıları saygıyla selamlıyorum.