Türkiye Cumhuriyeti

Köstence Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

3. Sarı Saltuk Buluşması, 20.09.2014

Değerli Soydaşlar,
Çok Değerli Akademisyenler,
Kıymetli katılımcılar,

Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği (UKİD) tarafından “Üçüncü Sarı Saltuk Buluşması”nda Babadağ’da siz değerli katılımcılarla buluşmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, tüm konuklara hoş geldiniz diyorum.

Asırlar geçse de İslam dinine çok büyük hizmetler veren kişiler Müslümanların kalplerinde yaşamaktadırlar. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk'tur. Sarı Saltuk, güzel ahlâk ve kahramanlığıyla insalar arasında efsaneleşmiştir.

Ölümünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen Sarı Saltuk hâlâ Anadolu, Rumeli ve Balkan Türklerinin günlünde ve hafızasında yaşamaktadır. Sarı Saltuk'a ait türbe ve makamların büyük bir saygıyla ziya¬ret edilmesi, menkıbelerin anlatılması Sarı Saltuk'un hatırasının canlı bir şekilde yaşamakta olduğunun birer delilidir.

Sadece Müslüman Türkler arasında değil Ortodoks mezhebine bağlı Hıristiyan dinine mensup kişilerin Sarı Saltuk'u hafızalarında yaşatmaları, ondan saygıyla söz etmeleri ve onu bir Türk azizi kabul etmeleri dikkat çekicidir.

Anadolu’da yetişen kıymetli inanç önderlerinden biri olan Sarı Saltuk, 13. yüzyılda fikirlerini Dobruca’ya taşımış; İslamı tanıtarak, hoşgörü anlayışıyla bölgede huzur ve barışın hüküm sürmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Mezarının Babadağ’da olduğu kabul edilen Sarı Saltuk, kuşkusuz Romanya’da büyük izler bırakmıştır. Babadağ’da bulunan türbesinin bugün sadece Müslümanlar tarafından değil, diğer dinler ve Romenlerin yanısıra, çok çeşitli milletlere mensup insanlar tarafından ziyaret edilmesi, Sarı Saltuk’a atfedilen önem ve duyulan saygının en güzel kanıtıdır.

Evliya Çelebi, burayı ziyaretten sonra kapısına;
“Hazret-i Sultan Saltuk’u ziyaret eyledik.
Çok şükür şimdi görüp Hakk’a ibadet eyledik.”

beytini yazdığını haber vermektedir.

Sarı Saltuk ve onunla aynı fikirleri paylaşan Mevlana, Hacı Bektaş ve Yunus Emre gibi Anadolu’da yetişen hoşgörü önderlerinin yüzyıllar önce vermiş oldukları insan sevgisi odaklı hoşgörü mesajlarına bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Uluslararası toplumda belirgin bir ayrışma ve dışlama eğiliminin yaşandığı, Batı toplumlarında yabancı düşmanlığı, İslam fobisi ile ayrımcılığın üzücü ve tehlikeli boyutlara varan örneklerinin görüldüğü günümüzde, kültürlerarası diyalog ve çeşitlilik içinde birlik 21. yüzyılda en çok önem verilmesi gereken değerler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye, farklı kültürler ve bölgelere mensup milletler ve topluluklar arasında hoşgörü anlayışı ve işbirliğine dayalı ilişkileri geliştirmeyi hedeflemekte, bu amaçla başlatılan projelere aktif olarak katılmakta ve destek vermektedir. Bu aslında doğal bir sonuçtur. Zira, Mevlana, Sarı Saltuk, Hacı Bektaş ve Yunus Emre gibi insan sevgisini, barışı, hoşgörüyü ve işbirliğini öğütleyen ve hayatlarının temel ilkesi yapan şahsiyetleri çıkaran Anadolu topraklarıdır. Cumhuriyetinin 91. Yılını kutlayacak olan yeni Türkiye bu zengin mirası kuşkusuz hakkıyla değerlendirmektedir.

Bugün açılışı yapılan sempozyumun, Sarı Saltuk felsefesinin Balkanlarda daha iyi tanıtılıp anlatılmasına ve bu bakımdan hoşgörü kültürünün pekiştirilmesine katkıda bulunacağı düşüncesiyle organizatörleri tebrik ediyor ve başarılar diliyorum.